Hazırlanmadan gelmek de bir başlangıç
Bana gelen kişilerin çoğunun ortak bir beklentisi var: ilk görüşmeye gelmeden önce anlatacaklarını toparlamış olmak gerektiğini düşünüyorlar. Bir sıra kurmuş, hangi olaydan başlayacağını belirlemiş, hatta zihninde küçük bir sunum hazırlamış oluyorlar. İlk beş dakikada bu plan genellikle bozuluyor ve o anda bir tedirginlik beliriyor. "Karışık anlatıyorum galiba" cümlesini sayamayacağım kadar çok duydum.
Oysa dağınık anlatmak bir sorun değil. Aksine, hazırlanmadan anlatılan şeyler çoğu zaman daha fazla bilgi taşıyor. Bir kişinin nereden başladığı, neyi atladığı, hangi konuya gelince sesinin değiştiği, hangi cümleyi yarıda bıraktığı — bunların hepsi anlamlı. Önceden düzenlenmiş bir anlatı bu izleri siliyor.
İkinci sık yanılgı, buraya gelmek için yeterince büyük bir sebebin olması gerektiği düşüncesi. Çok kişi kendi durumunu başkalarınınkiyle kıyaslayıp küçültüyor. "Benimki o kadar önemli değil, başkaları çok daha zor şeyler yaşıyor" cümlesi neredeyse standart hâle geldi. Ama bir şeyin sizi zorluyor olması, onun başkalarının yaşadıklarıyla yarışmasına bağlı değil. Uykunuzu bölen, günün ortasında aklınıza düşen, aynı kararı defalarca gözden geçirmenize yol açan her şey konuşulmaya değer.
Üçüncüsü süreyle ilgili. Kimileri iki üç görüşmede her şeyin çözüleceğini umuyor, kimileri de yıllar sürecek bir işe girdiğini düşünüp hiç başlamıyor. İkisi de gerçeği yansıtmıyor. Ne kadar süreceğini baştan söylemek mümkün olmuyor; ama nasıl ilerlediğimizi ve neyin değişip neyin yerinde durduğunu birlikte takip ediyoruz. Yol haritası baştan çizilmiyor, birlikte çiziliyor.
Bunları yazmamın nedeni şu: bu beklentiler çoğu zaman gelmeyi geciktiriyor. İnsanlar hazır olmadıklarını düşündükleri için erteliyor, erteledikçe de hazır olmak daha büyük bir şeye dönüşüyor. Aslında hazır olmak diye bir eşik yok. Anlatacaklarınızı toparlamış olmanız da gerekmiyor. Gelip "nereden başlayacağımı bilmiyorum" demek, gayet iyi bir başlangıç.Bunları yazmamın nedeni şu: bu beklentiler çoğu zaman gelmeyi geciktiriyor. İnsanlar hazır olmadıklarını düşündükleri için erteliyor, erteledikçe de hazır olmak daha büyük bir şeye dönüşüyor. Aslında hazır olmak diye bir eşik yok. Anlatacaklarınızı toparlamış olmanız da gerekmiyor. Gelip "nereden başlayacağımı bilmiyorum" demek, gayet iyi bir başlangıç.